KORKMA...

KORKMA...

12/03/2026

KORKMA...
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy'u anma programı için, Mehmet Akif Ersoy Sosyal Bilimler lisesinde gençlerimizle buluştuk. Derneğimizin kurduğu MEÜ Medeniyet Okumaları Öğrenci Topluluğumuz ve liseli gençlerimizin ortaklaşa hazırladığı duygulu güzel bir program oldu. 

Kurtuluş Savaşı'nın büyük bir mücadeleye dönüştüğü yıllarda Mehmet Akif Ersoy'un "Kahraman Ordumuza" hitaben kaleme almış olduğu İstiklal Marşımızın 12 Mart 1921'de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmesinin 105. Yılında hala aynı ilk günkü heyecanla hazırlanan programa; Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Mersin Şube Başkanı Sayın Muharrem KÖSE, Mersin Üniversitesi Medeniyet Okumaları Topluluğu öğrencileri ve MEÜ Akademisyenleri Sayın Doç. Dr. Buğra SARI, Avnihan KIRIŞIK beraber katıldılar.

Programın bitiminde, Şube Başkanımız Muharrem KÖSE; böyle anlamlı bir programda ev sahipliği için, Mehmet Akif Ersoy Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Sayın Hanifi ÇİRKİN'e, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Sayın Sait Kaffar ALKANAT başta olmak üzere katkı sunan öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür etti.

Programda liseli gençlerin şiir, konuşma ve oratoryo sunumları ile birlikte MEÜ Medeniyet Okumaları Topluluğu öğrencileri adına birbirinden kıymetli konuşmalar yapıldı.

Topluluk başkanı Pelin KARA konuşmasında:

Saygıdeğer konuklar, değerli hocalarım ve sevgili arkadaşlarım;

İstiklal Marşımızın kabulünün 105. yıl dönümünde, Mehmet Akif Ersoy’un bizlere miras bıraktığı o büyük hürriyet ruhunu ve medeniyet vizyonunu anmak için bir aradayız. Bu eşsiz eser, en karanlık dönemlerimizde bize umudu, cesareti ve bir arada olma gücünü aşılamıştır. Bu marş, her mısrasında bize kim olduğumuzu, hangi değerler uğruna mücadele ettiğimizi ve geleceğe hangi inançla bakmamız gerektiğini hatırlatan bir pusuladır. Bağımsızlığımızın sembolü olduğu kadar, medeniyet yolculuğumuzda bizlere yön veren sarsılmaz bir iradenin de yansımasıdır. İstiklal Marşı, Türk milletinin geçmişteki zaferi, bugünkü onuru ve gelecekteki sarsılmaz duruşudur. 

İstiklal Marşımızın kabulünün yıl dönümünde, tarihimizin derinliklerinden aldığımız ilhamla kültürel mirasımızı yarınlara taşımayı hedefleyen Medeniyet Okumaları Topluluğu'nu sizlere tanıtmaktan onur duyuyorum. Medeniyet Okumaları Topluluğu olarak bizler; 'Korkma!' seslenişinden aldığımız güçle, medeniyetimizin köklü birikimini bugünün dünyasıyla buluşturmayı hedefliyoruz. Amacımız sadece kitap okumak değil; tarihimizi, kültürümüzü ve geleceğimizi doğru kaynaklardan okuyup, birlikte tartışarak anlamlandırmaktır. Bizim için her eser, medeniyet yolculuğumuzda yeni bir keşif demektir. İstiklalimizin ruhunu, geleceğin entelektüel birikimiyle buluşturmak; okuyan, sorgulayan ve medeniyet değerlerini evrensel bir dille dünyaya anlatabilen bir gençlik vizyonu için gayret gösteriyoruz.

Neyi Hedefliyoruz?

* Klasik ve çağdaş eserler üzerinden tarihimizi, kültürümüzü ve küresel gelişmeleri disiplinler arası bir bakışla analiz etmeyi,

* Kendi kültürel kimliğimize sadık kalarak, uluslararası alanda söz sahibi olabilecek donanımlı bireyler yetişmesine katkı sunmayı,

* Düzenlediğimiz paneller, konferanslar ve okuma halkalarıyla kampüsümüzde yaşayan bir fikir platformu oluşturmayı amaçlıyoruz.

*

Topluluk Başkan Yardımcısı Ayşenur KOÇYİĞİT konuşmasında:

Değerli dinleyiciler,

Bugün sizlere sadece bir şairden değil; ilmiyle, dertleriyle ve sarsılmaz karakteriyle Türk tarihine damga vurmuş bir şahsiyetten, Mehmet Akif Ersoy’dan bahsetmek istiyorum.

Mehmet Akif, 1873 yılında İstanbul’un Fatih semtinde, mütevazı bir ailede dünyaya geldi. Babasından aldığı dini eğitim ile rüştiyedeki modern eğitimi bünyesinde birleştiren Akif, tam bir azim insanıydı. Mülkiyenin Baytarlık bölümünü birincilikle bitirdiğinde, sadece bir veteriner değil, aynı zamanda toplumun yaralarını görecek bir gözlemci olmuştu. Memuriyeti süresince Anadolu ve Rumeli’yi adım adım gezdi. Köylünün derdini, halkın yoksulluğunu yerinde gördü. Bu tecrübeler onun sanatını şekillendirdi; o, hiçbir zaman fildişi kulelerden şiir yazmadı.

Onun edebi kişiliği tamamen "toplumcu" ve "gerçekçi" bir çizgidedir. Akif için şiir, sadece güzel söz söyleme sanatı değil, milletin dertlerine derman arama aracıdır. En ünlü eseri olan Safahat, halkın çektiği çileleri ve sosyal yaraları bir ayna gibi yansıtır. O, "Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek" diyerek süslü yalanlara değil, çıplak gerçeklere talip olmuştur. Sokaktaki insanın dilini şiire taşıyarak, edebiyatı halkın hizmetine sunmuştur.

İstiklal Marşı’nın yazılma süreci ise onun asil karakterinin en somut örneğidir. 1921 yılında, Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde orduya moral vermesi için düzenlenen yarışmaya 500 liralık ödül nedeniyle katılmayı reddetmiştir. Çünkü ona göre milletin marşı para ile yazılamazdı. Ancak ödülün hayır kurumlarına bağışlanabileceği şartıyla ikna olan Akif, Ankara’daki Taceddin Dergâhına kapandı. "Korkma!" nidasıyla başlayan o eşsiz eser, 12 Mart 1921’de Meclis’te büyük bir coşkuyla, ayakta alkışlanarak kabul edildi.

Akif, kazandığı ödülün tek bir kuruşuna dokunmadan yoksul kadın ve çocuklara bağışladı. Marşı kendi eseri olarak görmediği için Safahat’a bile almadı; "O benim değil, milletimindir" dedi. Millî Mücadele için tüm varlığıyla çalışan Akif, ömrünün son yıllarını Mısır’da geçirdi ve 1936’da İstanbul’da vefat etti.

Onun, "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" duası, bağımsızlığımızın ne kadar ağır bedellerle kazanıldığının en derin ifadesidir. Onu ve temsil ettiği değerleri rahmetle anıyoruz.

*

Topluluk Başkan Yardımcısı ELKHAN ALLAHVERDİYEV konuşmasında:

Değerli öğretmenlerim ve sevgili arkadaşlarım,

Bugün burada Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olan İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin yıl dönümünü anmak için toplanmış bulunuyoruz.

İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir değildir. O, Türk milletinin özgürlük aşkını, vatan sevgisini, inancını ve bağımsızlık uğruna verdiği büyük mücadelenin ruhunu yansıtan çok değerli bir eserdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’nun dört bir yanında büyük bir mücadele verilirken milletin moralini yükseltecek, birlik ve beraberliği güçlendirecek bir milli marşa ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle 1921 yılında bir yarışma düzenlenmiş ve birçok şair bu yarışmaya katılmıştır.

Mehmet Akif Ersoy başlangıçta yarışmaya katılmak istememiştir. Bunun sebebi yarışmada para ödülü bulunmasıydı. Çünkü o, millet için yazılacak böyle önemli bir eserin maddi bir karşılıkla yazılmasını doğru bulmuyordu. Ancak kendisine bu marşın millet için çok önemli olduğu anlatılınca ve ödülü kabul etmeyeceği belirtilince Mehmet Akif Ersoy bu görevi üstlenmiştir.

Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı şiir, Türk milletinin o günlerde yaşadığı duyguları en güçlü şekilde ifade etmiştir. Yazdığı bu eser Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerine okunmuş ve büyük bir heyecan uyandırmıştır. Milletvekilleri bu şiirin milletin ruhunu en iyi şekilde yansıttığını düşünmüşlerdir. Bunun üzerine Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylama sonucunda İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. Meclis salonunda büyük bir coşku yaşanmış ve marş ayakta alkışlanmıştır.

İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi, Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği zor bir dönemde millet için büyük bir moral ve umut kaynağı olmuştur. Bu marş, Türk milletinin bağımsızlığa olan inancını güçlendirmiş ve mücadele ruhunu daha da artırmıştır. O günden bugüne kadar İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlığının ve özgürlüğünün sembolü olarak okunmaya devam etmektedir.

Mehmet Akif Ersoy ise bu büyük eser için verilen para ödülünü kabul etmemiştir. Çünkü o, İstiklal Marşı’nı milletine bir armağan olarak yazmıştır. Bu davranışı onun vatan sevgisinin ve yüksek karakterinin en güzel göstergelerinden biridir.

İstiklal Marşı yalnızca Türkiye’de değil, kardeş ülke Azerbaycan’da da büyük bir saygıyla bilinmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasında tarih boyunca güçlü bir kardeşlik bağı bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin milli değerleri Azerbaycan’da da yakından tanınmaktadır. Azerbaycan’daki birçok öğrenci İstiklal Marşı hakkında bilgi sahibi olmakta, marşın bazı bölümlerini öğrenmekte ve Mehmet Akif Ersoy’un Türk milleti için yaptığı bu büyük katkıyı tanımaktadır.

Bu durum, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ortak tarih, kültür ve kardeşliğin önemli bir göstergesidir. İki millet arasındaki “iki devlet, bir millet” anlayışı yalnızca siyasi ilişkilerde değil, kültürel ve tarihi değerlerde de kendini göstermektedir.

Sevgili arkadaşlar,

İstiklal Marşı’nı her okuduğumuzda aslında geçmişte verilen büyük bir mücadelenin hatırasını yaşatıyoruz. Bu marş bize bağımsızlığın ne kadar değerli olduğunu, vatan sevgisinin ne kadar kutsal olduğunu ve millet olarak birlik içinde olduğumuzda her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimizi hatırlatır. İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin yıl dönümünde, bu büyük eserin anlamını daha iyi kavramak ve bize bıraktığı değerleri gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.              

   https://x.com/mersintded/status/2032423726113779827

https://www.instagram.com/p/DV0sNc6DDrC/?img_index=1